ÇIĞIRINDAN ÇIKANLAR

Top yekün bir cinnet hali yaşadığımız gün gibi ortada. Koronaya tüm dünya gibi bizlerde hazırlıksız yakalandık. Ancak pek çok konuda eleştirsek te hükümetimiz bu mücadele de diğer ülkelere baktığımızda oldukça başarılı görünüyor.

 

Buna karşın çelişkili kararları da anlamakta zorluk çekiyoruz.Örneğin okulların Ağustos ayında açılacak olması .Üstelik bilim kurulunun uygun bulmamasına rağmen .Hangi öngörüye dayanılarak alındığını sormak gerek sayın yetkililere..

Öğretmen tedirgin,öğrenci tedirgin,aileler tedirgin …Kimi mutlu edeceğiz ve kimleri koruyacağız bu kararı alarak.Bu yılın eğitim sistemi bu bela defolana kadar online olarak devam etmeli.Özellikle ilkokul çocuklarının koyduğumuz kurallara uyması hiç te mümkün görünmüyor.Tenefüste oynamayacakmı ,kavga etmeyecekmi,kantinden yemek yiyip servislerle taşınmayacak mı ..

 

Bu yanlış karardan bir an önce dönmeli ,çünkü biz normalleşme de çığırından çıkmış vaziyetteyiz..

 

Çığırdan çıktığımız bir başka konu sosyal medya konusu..Her ne kadar özgürlükçü bir yaşamı savunsak ta bu sosyal medyanın azgınlarını dizginlemenin şart olduğu da bir realite olarak önümüzde duruyor.

Tabi burada uygulama da büyük önem arz ediyor.Başkasının anasına küfür ederken ses çıkarmazsan,yedi yıl önceki paylaşımları baz alıp mahkumiyet kararı aldırırsan,en hırçın ,en sert açıklamaları sosyal medya mecralarından paylaşırsan,senin gibi düşünmeyenlere ifade özgürlüğü tanımaz ,eleştirileri kabul etmezsen bunun  adı düzenleme değil ,başka bir şey olur onu da buradan yazarsak ayıp olur..

Özellikle sosyal medya kullanıcıları tarafından sık sık şikayet edilip ifade veren biri olarak ,her eleştirimin karşılığında neyi neden söylediğimi anlatmaktan da bir sıkılmış durumdayım.Suçlamalarda ,ithamlarda çığırından çıkanlar.Vatan sevmek sizden çok bize yakışır inanın..

 

Siyasetin dili ..Çığırından çıkan üslup ,sadece meclisi germekle kalmıyor tüm ülke insanına sirayet ediyor.Toplumsal hoşgörü ve toleranstan ne kadar uzaklaştığımız ortada.

Yol verme kavgaları artık satırla ,bıçakla..Alacak verecek kavgaları silahla ,boşanmalar cinayetle sonuçlanıyor.. Bu nefret dili ve ayrımcı bu söylemler elbet yıkıcı davranışlarla tezahür ediyor yaşama..

 

Çığırından çıkan bir başka husus da basın mensuplarına yönelik uygulamalar.Maalesef ülke olarak bu konuda karnemiz oldukça kötü.Avrupa Konseyi'nin kamuoyuna açıkladığı bir rapora göre "Türkiye dünyada en fazla gazetecinin hapiste olduğu ülkedir".

 

Muhalif basın diye bir tabir yerleştirdiniz aynı şekilde yandaş basın.Her ikisi de basının vizyon ve misyonun hiç te uymayan ifadeler.Gazeteci eleştirel bakar ancak muhalif olamaz ya da yandaş..

Ekonomi zaten ortada.Çığırdan çıkmak ifadesi bile kifayetsiz kalıyor.25 yılımız ipotek altında ..Geçilmeyen köprüler,hasta garantili hastahaneler…Her geçen gün artan hayat pahalılığı,atanamayan ,iş bulamayan vatandaşlarımızın intiharları.Ülkede bir gelecekten umudu kalmamış genç beyinler..

Daha fazla yazarak siz değerli okuyucuları da çığırından çıkarmamak adına bu kadarı yeter diyorum..

 

Her şeye karşın en azından yerli ve milli üretimin öneminin anlaşıldığını görmek mutlu ediyor..

Umarız her şey güzel olur..(Bu bir siyasi söylem değildir)

 

Yazarın Diğer Yazıları

FATURASI DÜĞÜNLERE KESİLDİ..

Tüm Dünyada olduğu gibi Türkiye’de, yeni tip koronavirüsle mücadeleye devam ediyor.Ancak tüm önlemlere rağmen vaka sayıları da artarak devam ediyor. Ancak tüm önlemlere rağmen vaka sayıları da artarak devam ediyor. Korkutucu uyarılar Sonbaharı gösteriyor ,bu demek tir ki bizi bir hayli zor günler bekliyor. Bir yandan önlemlerin sıklaştırılması ve yasakların orantısız ve plansız uygulanması toplumda rahatsız yaratırken öte yandan yeni normalleşmenin içselleştirilememesi durumu içler acısı bir hale sokuyor. İş dünyasının baskıları ile normalleşmenin son sürat uygulandığı sektörlere ekonomik rahatlama sağlanırken sezonluk işletmelerin varlığını zora sokacak adımlarda aynı hızla alınıyor. KORONA’NIN Konya Sanayisi göz önünde bulundurulmadan,(yaklaşık 35 bin adet kobisi mevcut ve tahmini 35-40 bin kişi istihdam ediyor .)onlara yönelik herhangi bir özel tedbir ve uygulama yapmadan sadece birkaç ay gelir düzeyi yükselen sektörlere yüklenmenin çok ta adil olmadığını düşünüyoruz. Keşke bu sorunlar düğün salonlarının ,küçük çaplı işletmelerin kapanması ile son bulsa .Kimsenin buna itirazı olmaz ,olamaz.Ancak beraberinde mobilya sektörü,beyaz eşya sektörü,,tekstil ve gıda sektörünüde ayakta tutan bu salonlar kovitin tek gerekçesi gösterilip bütün fatura onlara kesilemez. Çok sevdiğim iki yakınımın düğününde bulundum ,açık havada tüm kurallara uydum ve çok şükür ki o düğünlerden bir korona vakasına rastlamadım. Üstelik tüm turistik mekanlar açılmışken,köpük partileri ,eğlence sınırsızca yapılırken ,restoran ,lokanta gibi işletmeler kendi denetimlerini kendileri yaparken ,vatandaş maskesini ağzına burnuna değil de koluna takarken ,her gün toplu taşıma araçları yüzlerce kişiyi işyerlerine sabah akşam taşırken ,ve tüm dünya aşı bulma yolunda harıl harıl çalışırken ,hala vaka ve ölüm sayıları açıklamanızı belli oranlara sabitlemişken,grip aşısı,zatürre aşısı bulunamazken,özel hastahanelere korona tedavisi ödeneğini keserken ,testlerin güvenilirliği tartışılırken ,düğün ve taziye yasaklayarak bu işin içinden çıkacağımızı sanıyorsanız yine yanılıyorsunuz…  O yüzden bırakın sektör nefes alsın, insan yaşamında bir kez yaşanacak bu özel günü de evlenecek çiftler gönüllerince yaşasın… Ama tüm tedbirleri alarak ve uygulayarak..      

ÇIĞIRINDAN ÇIKANLAR

Top yekün bir cinnet hali yaşadığımız gün gibi ortada. Koronaya tüm dünya gibi bizlerde hazırlıksız yakalandık. Ancak pek çok konuda eleştirsek te hükümetimiz bu mücadele de diğer ülkelere baktığımızda oldukça başarılı görünüyor.   Buna karşın çelişkili kararları da anlamakta zorluk çekiyoruz.Örneğin okulların Ağustos ayında açılacak olması .Üstelik bilim kurulunun uygun bulmamasına rağmen .Hangi öngörüye dayanılarak alındığını sormak gerek sayın yetkililere.. Öğretmen tedirgin,öğrenci tedirgin,aileler tedirgin …Kimi mutlu edeceğiz ve kimleri koruyacağız bu kararı alarak.Bu yılın eğitim sistemi bu bela defolana kadar online olarak devam etmeli.Özellikle ilkokul çocuklarının koyduğumuz kurallara uyması hiç te mümkün görünmüyor.Tenefüste oynamayacakmı ,kavga etmeyecekmi,kantinden yemek yiyip servislerle taşınmayacak mı ..   Bu yanlış karardan bir an önce dönmeli ,çünkü biz normalleşme de çığırından çıkmış vaziyetteyiz..   Çığırdan çıktığımız bir başka konu sosyal medya konusu..Her ne kadar özgürlükçü bir yaşamı savunsak ta bu sosyal medyanın azgınlarını dizginlemenin şart olduğu da bir realite olarak önümüzde duruyor. Tabi burada uygulama da büyük önem arz ediyor.Başkasının anasına küfür ederken ses çıkarmazsan,yedi yıl önceki paylaşımları baz alıp mahkumiyet kararı aldırırsan,en hırçın ,en sert açıklamaları sosyal medya mecralarından paylaşırsan,senin gibi düşünmeyenlere ifade özgürlüğü tanımaz ,eleştirileri kabul etmezsen bunun  adı düzenleme değil ,başka bir şey olur onu da buradan yazarsak ayıp olur.. Özellikle sosyal medya kullanıcıları tarafından sık sık şikayet edilip ifade veren biri olarak ,her eleştirimin karşılığında neyi neden söylediğimi anlatmaktan da bir sıkılmış durumdayım.Suçlamalarda ,ithamlarda çığırından çıkanlar.Vatan sevmek sizden çok bize yakışır inanın..   Siyasetin dili ..Çığırından çıkan üslup ,sadece meclisi germekle kalmıyor tüm ülke insanına sirayet ediyor.Toplumsal hoşgörü ve toleranstan ne kadar uzaklaştığımız ortada. Yol verme kavgaları artık satırla ,bıçakla..Alacak verecek kavgaları silahla ,boşanmalar cinayetle sonuçlanıyor.. Bu nefret dili ve ayrımcı bu söylemler elbet yıkıcı davranışlarla tezahür ediyor yaşama..   Çığırından çıkan bir başka husus da basın mensuplarına yönelik uygulamalar.Maalesef ülke olarak bu konuda karnemiz oldukça kötü.Avrupa Konseyi'nin kamuoyuna açıkladığı bir rapora göre "Türkiye dünyada en fazla gazetecinin hapiste olduğu ülkedir".   Muhalif basın diye bir tabir yerleştirdiniz aynı şekilde yandaş basın.Her ikisi de basının vizyon ve misyonun hiç te uymayan ifadeler.Gazeteci eleştirel bakar ancak muhalif olamaz ya da yandaş.. Ekonomi zaten ortada.Çığırdan çıkmak ifadesi bile kifayetsiz kalıyor.25 yılımız ipotek altında ..Geçilmeyen köprüler,hasta garantili hastahaneler…Her geçen gün artan hayat pahalılığı,atanamayan ,iş bulamayan vatandaşlarımızın intiharları.Ülkede bir gelecekten umudu kalmamış genç beyinler.. Daha fazla yazarak siz değerli okuyucuları da çığırından çıkarmamak adına bu kadarı yeter diyorum..   Her şeye karşın en azından yerli ve milli üretimin öneminin anlaşıldığını görmek mutlu ediyor.. Umarız her şey güzel olur..(Bu bir siyasi söylem değildir)  

yeniden yine merhaba!..

Uzun zamandır ara verdiğim köşe yazılarına bundan böyle Korkmaz Medya Mecralarında devam etmenin mutluluğunu yaşıyorum. Her ne kadar aktif gazetecilik ya da muhabirlik yapmasam da bu mesleğe uzun yıllar emek ve gönül vermiş birisi olarak camiadan kopmam söz konusu dahi olmadı zaten devam eden basın danışmanlıklarımla da pasif halde de olsa mesleğimi sürdürebildim. ve benim için gazetecilik  bir meslek olmaktan öte yaşam tarzı haline geldi.   Bir çocukluk ve gençlik hayalini gerçekleme şansını bana veren Allah'a sonsuz şükürler ediyorum.Mesleğe başladığım yıllarda bir çizgi çizdim etik ve dürüstlük üzerine kurulu ne mutlu ki bunca yıl bu çizgiyi hiç bozmadım ,belki çok maddi kaybım oldu ancak bu gün bir duruş sahibi olarak tanınmanın hazzı da ne kadar doğru kararlar aldığımı ortaya koydu.   Şartlar çok iyi iken nerede durduğunuz değil,şartlar çok kötü iken nerede ve nasıl durduğunuzdur mühim olan derler ya,hani yiğitlik burada belli olur derler ya..Tüm zor ve zorlayıcı koşullara rağmen inandığın doğrular üzerine ekmek paranı kazanmak inanın o kadar tatlı ki.O kadar manevi doygunluğu var ki bunu anlatamam.Ancak hisseder ,yaşar ve mutlu olursun. Bir yığın güzel anı biriktirdiğim bu meslek bu gün maalesef her yönden kuşatılmış ,biat etmeye zorlanmış,resmi ideolojinin borazanlığını yapanlara yaşam hakkı tanınmış ,idealistlikleri rafa kaldırılmış.maddi açıdan da çökertilmiş ,üçüncü kuvvetin önemi maalesef kaybedilmiş ve sıradanlaştırılmıştır. Oysa gazeteciler toplumun öncü ve aydın kişileri,kanaat önderleridir.Doğruyu ,dosdoğruyu ve söylenmeyenleri söyleyendir,bizdeki haliyle güce ve paraya tapınma  ,manüpilasyon aracı değildir.O yüzdendir ki gazeteci herkesten erdemli olmak zorundadır koşullar ne olursa olsun. Çünkü kalemin de  namusu vardır ,kalemin namlusundan çok çok üstün.. Kalemin namusu ,kalemin namlusundan öndeyse ettiğiniz söz lakırdı,yaptığınız iş tetikçiliktir..Yağcılık ,yalancılık ve yancılıktır.   Tarih ve ilahi adalet bir gün yaptığımız bu seçimlerin hesabını elbet sorar..Biz o güne hazırlıklıyız.. Biz kalemin namusundayız ..Ya siz Namlusunda mı ,namusundamısınız..??? Havva Güldiken havvaguldiken2@gmail.com    

Daha Fazla Yazarın Diğer Yazıları »
Sayfa yükleniyor... 8 Saniye kaldı.